HER ZAMAN GÖZDEN KAÇAN BİRŞEYLER VARDIR ...

28 Kasım 2009 Cumartesi

EL CLASSICO !..

Polisin sonucunu tayin ettiği maçtan rakip taraftarın alkışladığı futbolcuya unutulmaz El Clasico maçları.
10. Messi Real’e karşı10 Mart 2007. Real Madrid istim üstünde. Puan farkını iyice kapatırken her maç daha iyi oynuyorlar. Barcelona ise düşüşte. Böyle bir ortamda Nou Camp’talar. Real daha iyi başlıyor ve 4. dakikada Van Nistelrooy öne geçiriyor konuk takımı. 10’da genç Messi çıkıyor sahneye: 1-1. 12’de Van Nistelrooy penaltıdan yine öne geçiriyor Real’i Messi yanıt vermekten yorulmuyor. 27’de durum yine eşitleniyor: 2-2. 72’de Ramos, Real Madrid’e üstünlüğü getiriyor. Ama artık bir dünya yıldızı olduğunu kanıtlayan Messi’den 88’de 3-3’ü sağlayan gol geliyor. Belki hayal kırıklığı yaşıyor Barcelona. Ama sonuçta Messi dünya futboluna adını yazdıracağını gösteriyor.








9. Ronaldinho’ya Real alkışı2005-2006 sezonunda Frank Rijkaard yönetiminde gümbür gümbür ilerliyor Barcelona. Ligin ilk yarısında 19 Kasım 2005’te Bernabeu’da oynanıyor El Clasico. 14. dakikada Eto’o ile başlıyor Barça şov. Sonrasında Ronaldinho alıyor sazı eline. 2 gol atmakla kalmıyor Brezilyalı. Real Madrid taraftarları, kendi takımlarına mendil sallarken Ronaldinho’yu ayakta alkışlıyor. Santiago Bernabeu Stadı’nda bir ilk yaşanıyor. 3-0’lık galibiyet belki de Avrupa şampiyonluğunun habercisi.
8. Puskas’ı tutana aşkolsunReal Madrid’in muhteşem kadrosunun ligi domine ettiği dönem. Tarih 27 Ocak 1963. Barcelona’da tam bir gösteri sunuyor Real. Gösterinin kahramanı göbeğiyle ünlü Ferenc Puskas. Macar futbolcu belki ilk bakışta futbolcuya benzemiyor ama eşsiz stili ve zekasıyla rakiplerin korkulu rüyası. 3 gol gönderiyor o büyülü akşamda rakip kaleye. İspanya’ya ilk geldiğinde hem Barça hem de Real’le sözleşme imzalayan Di Stefano’nun bir sezon Barça’da, diğer sezon Real’de oynamasına karar vermişti Federasyon. Barcelona hakkunı devredince Di Stefano gerçek bir Real Madrid efsanesi haline geldi. İşte o maçta da 1 gol gönderdi Barcelona kalesine. Diğer gol Gento’dan. Barcelona arada Re ile beraberliği sağlıyor ama 5-1’lik ağır yenilgiden kurtulamıyor. Sezon sonunda şampiyonluk Real’e gidiyor. Barça ise 6. olabiliyor.








7. 5’in intikamı 5’le alınırJohan Cruyff yönetimindeki Barcelona’nın üst üste gelen şampiyonlukları Real Madrid’i bıktırmıştı. İşin Real açısından trajik yanı 4 şampiyonluğun ikisinde son hafta Tenerife’ye kaybederek en büyük olmayı kaçırmalarıydı. İşte o Tenerife’nin başındaki adam olan, eski futbolcuları, Jorge Valdano’yu getirdiler. Valdano ile iyi bir çıkış yakalayan Real Madrid, 7 Ocak 1995’te Barcelona’yı ağırlıyordu. 1 sezon önce rakibinden 5 yiyen Real için rövanş zamanıydı. Şilili Ivan Zamorano, unutulmaz bir ilk yarı çıkardı. 5, 21 ve 39’da gelen gollerle ilk yarıda durum 3-0 oldu. İronik bir durum olsa gerek sonraları bir Barça ikonu haline gelecek olan Luis Enrique 68’de 4’ü buldu. 5 numaralı golse 70’te Amavisca’dan geldi. Valdano ve öğrencileri, şampiyonluğun haberini önceden vermişlerdi.







6. Real’in galibiyet serisine sonReal Madrid’in Avrupa’da fırtına gibi estiği günler. Art arda 5 Avrupa şampiyonluğu, Beyaz Şimşekler’i ziveye taşımış. 9 Kasım 1960’ta Madrid’de Şampiyon Kulüpler Kupası’nda ikinci tur ilk maçı. Bir El Clasico. Barcelona’nın endişelenmesi için her şey mevcut. O güne kadar bu kupada evinde oynadığı 15 maçı da kazanmış Real Madrid. Bu maçlarda 66 gol atıp sadece 8 gol yemişler. Real’in tek handikabı Uruguaylı savunmacısı Santamaria’nın sakatlığı. Daha 2. dakikada Mateos’un golüyle öne geçiyor Real. Aynı hikaye yazılıyor sanki. Ama Suarez’in frikiği eşitliyor durumu. 30’da Gento yeniden öne geçiriyor Real’i. Bitime 3 dakika kala Evaristo, Macar Kocsis’i kaçırıyor. Yıllar sonra intihar ederek yaşamına son verecek olan Kocsis kendisini yerde buluyor. Yan hakemin bayrağı kalkıyor. Orta hakem İngiliz Arthur Ellis, bu bayrağı faul olarak yorumluyor ve penaltı noktasını gösteriyor. Suarez’in penaltı golüyle maç 2-2 bitiyor. Barça, Real’in serisini kırıyor. Rövanşı da Katalanlar 2-1 kazanıp, turu geçen taraf oluyor.




4. 10 gole bedel ziyaretGeneral Franco’nun adına düzenlenen kupanın yarı finalinde eşleşmişti Real Madrid ve Barcelona. Barça’nın o zamanki stadı Les Corts’ta 3-0 kazanmıştı Katalanlar. 13 Haziran 1943’te Madrid’de bu farkı kapatabilecek miydi Real? İlk yarı bittiğinde skor 1-1’di ve pek de umutlu değildi Real Madrid taraftarları. Barcelona soyunma odasında sevinçli bir telaş vardı ikinci yarı öncesinde. O sırada kapı açıldı. İçeri Devlet Güvenlik Teşkilatı’nın başındaki adam girdi. “Birçoğunuzun İç Savaş’taki suçlarını futbolcu olduğunuz için sildik. Sakın bunları yeniden ortaya çıkarmamıza izin vermeyin” dedi sert bir ses tonuyla. Barcelonalı futbolcular, soğuk duşun ardından sahaya çıktılar. Real Madrid beklenenin üzerinde bir performans ortaya koymaya başladı. Barcelona ise oyundan düşmüştü. Maç bittiğinde tabela 11-1’i gösteriyordu. Bir ziyaret 10 gole bedeldi!
















3. 19 yıllık çile bitiyor23 Nisan ülkemizde, Kuzey Kıbrıs’ta ve yurt dışı temsilciliklerimizde heyecanla kutlanıyor. 2002 yılında bu günü kutlayanlar arasında Real Madridliler de vardı. Şampiyonlar Ligi yarı final ilk maçında Barcelona deplasmanına gidiyordu eflatun-beyazlılar. 19 yıldır kazanamadıkları Nou Camp’tan avantajlı dönmek istiyorlardı. Barcelona’da Rivaldo’nun sakatlığı en büyük kayıptı. Del Bosque yönetimindeki Real Madrid 55’te öne geçti. Raul, savunmayı üzerine çekti. Zidane boş kaldı böylece. Maestro şık bir vuruşla Bonano’yu avladı. Barcelona’nın “Allah Allah” nidalarıyla saldırdığı uzatma dakikalarında McManaman farkı ikiye çıkaran golü attı. 2-0 kazanan Real Madrid hem çileyi bitirdi hem de Zidane’ın muhteşem golüyle kazanacağı finalin yolunu açtı.

2. General Franco’yu yatağa düşüren maçİspanya’yı yıllarca demir yumrukla yönetti General Franco. 17 Şubat 1974’e gelindiğinde Franco yaşlanmış iyice. Total Futbol’un mucitleri Rinus Michels ile Johan Cruyff’un ortaklığıyla ortalığı darmaduman eden Barcelona, Santiago Bernabeu’ya çıkıyordu. Real Madrid için iyi bir sezon değildi belki ama başlarına geleceklerden habersizdiler. 30. dakikada Asensi, Barça’yı öne geçirdi. 39’da sahneye Cruyff çıktı. Hollandalı uzun yıllar unutulmayacak bir gol attı. İkinci yarıda yine Asensi, Perez ve Perulu Sotil. Real Madrid’e kendi evinde 5 gol. General, o günlerde maçın etkisinden mi bilinmez iyice hastalandı. Krallığı Juan Carlos’a bırakıp kenara çekildi ve 1 yıl sonra öldü.
1. Yabancı maddede çığır açıldı: Domuz kafasıLuis Figo’nun 2000 yılında Real Madrid’e geçişi ortalığı ayağa kaldırmıştı. Portekizli futbolcu, Katalonya dolaylarında Hazreti İsa’yı yanağından öperek Romalılar’a ihbar eden havari Yahuda ile eşdeğerde görülüyordu. Aradan geçen yıllar bile bu nefreti bitirmedi. 23 Kasım 2002’de Real Madrid, El Clasico için Nou Camp çimlerine çıkarken bir Barcelona taraftarı, Figo’ya kendince mesaj dolu bir hediye gönderiyordu: Bir domuz kafası. Portekizli’ye bir de viski şişesi yollandı tribünlerden. Ne de olsa eski kahramanlarıydı Figo. Peki bu anlarla ölümsüzleşen maç ne oldu? İnanın sahada neler olup bittiğini kimse hatırlamıyor. 0-0’lık skor her şeyi anlatıyor zaten.

TİMSAH GRİBİ


Bursa deplasmanları her zaman zordur. İlk 6 hafta fırtına gibi esen, gol rekoru kıracağı söylenen Galatasaray önce boşa aldı, şimdi de rölantide gidiyor. Sağ beki orta bile yapamazken, rakibin sağ açığından sol ayak patentli bir gol yeniyorsa ciddi ciddi düşünmek gerekir. Hakan Balta'nın formsuzluğu gün gibi aşikar. Gol de oradan geldi zaten. 90 dakika boyunca tek bir ciddi gol pozisyonu yok. Baros'un sakatlanması, Keita'nın 4 maçlık cezası derken başaşağı gidiş kendisini zamana yayarak bir şekilde gösterdi. Rijkaard ya Neeskens'ten daha iyi bilmiyorum futbolu. Onların elbet bir bildikleri vardır. Ancak bu formsuzlukta Hakan Balta ile 2 metre yanına pas veremeyen Gökhan Zan'a sabredilmemesi ve değişik isimlerin denenmesinde fayda var.Gol atanın kazanacağı bir maçtı. Bursa attı kazandı, Galatasaray atamadı, savunamadı kaybetti. Kazanana tebrikler, kaybedene geçmişler olsun.

BALTA

Koy bunu Galatasaray'ın soluna,defansta da ofansta da daha iyi keser...

NEESKENS ?


Rijkaard'ın ani gidişi sonrası Neeskens çıkacak takımın başında Bursaspor maçına. Telsiz telefon showlar görmeyeceğiz maç esnasında muhtemelen. Zaten Rijkaard ne demek istiyorsa, Neeskens'e belirtip öyle tutmuştur memleketinin yolunu. Yani bir nevi Neeskens insiyatifi izleyeceğiz bu akşam Bursa'da. Hep eleştirilen bir konu olmuştu sezon başından beri ''neden Rijkaard hep kulübede oturuyor da Neeskens hep ayakta, elinde kara kaplı bir defterle oradan oraya koşturuyor?'' sorusu. Yılların futbol dehaları, Hollanda futbolunu geliştiren insanların buna da verecek cevapları vardır muhakkak. ''Galatasaray'ın 2 teknik direktörü var, ben ve Neeskens. O yüzden çok şanslı.'' diyordu Frank Rijkaard. Bakalım 2. teknik direktör ne yapacak bu akşam Bursa deplasmanında?

BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN


TELLO'NUN AYAĞI

Takımlar sahaya çıkmış, seremoni, para atışı vs. her şey yapılmış ve artık 4. hakemden işaret bekleniyor. Santrada Bobo ve Tello. Tello'nun ayağı topun üstünde ve maçın başlama vuruşunu O yapıyor. 90+5 dakikanın sonunda Manchester United'ı bitiren isim de yine Tello oluyor.

SADECE 1 SANİYE


United karşısında zafere imza atan Beşiktaş'ta Tello'nun kaydettiği bu gol, sadece bir saniye daha geç olsaydı 19.03'e denk gelecekti. Olsun Tello gol sevincine 19.03'den itibaren başladı. Kutluyoruz Beşiktaş'ı. As takım, yedek takım fark etmez, Manchester United Manchester United'tır. Umarız Beşiktaş CSKA karşısında da istediği sonucu alır ve yoluna Avrupa Liginden devam eder.

OLD TRAFFORD'DA KARTALIN KANAT SESLERİ


Güzel bir dilek tutmuştum maçtan önce, o da gerçekleşti. Ertem Şener, Manchester'dan güzel haberler verdi. Yoğun bir Şampiyonlar Ligi haftasıydı, gecenin 1 buçuğunda yazan bu parmaklar da hem galibiyet sevincine hem de yoğun iş temposuna yenik düştü. Maç yazısı kısmetse sabaha. Şimdilik sizi istatistiklerle başbaşa bırakıyorum. Yayında ve yapımda emeği geçen herkese teşekkürler :)

M.UNITED - BEŞİKTAŞ

Haydi Kara-Kartal ... Güldür bu akşam yüzümüzü ...

HEM OYNAR HEM GİDERİM


Karadeniz hırçındır, dalgalıdır. En iyi yüzücü bile iki katı kulaç atar o azgın dalgalara karşı. Trabzon insanı da yapısı itibariyle hırçındır, bazen sabırsızdır, hep başarmak kazanmak ister. Kolay değil 3 İstanbul takımının arasından şampiyon çıkarabilmek. Bunu başardı zamanında Karadeniz'in bu güzel kenti. Trabzon'dan geçen Belçikalılardan biriydi Broos. Urbain Braems ve George Leekens'le beraber karnesi tarihe bakıldığında pek de kötü değildi Belçikalıların. Bir Broos geçti Karadeniz'den. Gelişi de güzel oldu, gidişi de. Horonla uğurladı taraftar O'nu. Başarısızlığın tek sorumlusu da O değildi zaten. Hugo Broos'u futbolcu ve taraftarın önüne yem olarak atanlar utansın.

KARTAL GÖRÜNÜMLÜ TARZAN

Manisaspor Başkanı Kenan Yaralı Beşiktaş taraftarına olan hayranlığını dile getirerek ''19 Mayıs Stadı'nı İnönü Stadı'na çevirmeliyiz'' diye haftasonu oynanacak Kayserispor maçı öncesi taraftarına bir mesaj yollamış. Bir Süper Lig takımının başkanının diğer takım ve taraftarını kompleks yapmaması adına son derece olumlu bir örnek.

NEFES-VATAN SAĞOLSUN

Şiddetle izlemenizi tavsiye ediyorum ...

KEWELL:1-1:MANİSASPOR


Enteresan maç. Daha başlamadan burnuma beraberlik kokuları gelmişti bile. Ama 0-0, ama 1-1 ama 5-5. Farklı kıtaların çocukları biri Avustralyalı, bir, Kanadalı attı gollere imzalarını Sami Yen'de. Kewell kaçırdıklarını gole çevirse Makukula'ya ortak olacaktı belki de gol krallığında. 1-0 tabii ki yeterli skor değildi, Manisa'nın golü gelecekti ama ne zaman? Manisaspor serbest vuruş kazandığında ''şimdi gol'' demiştim ama top kornere çıktı. Meğer kornerden geleceği varmış.Canın çıkacağına huyun çıksın derler ya Galatasaray yine vazgeçmedi huyundan. Fenerbahçe'nin puan kaybettiği bir haftada yine liderliği elinin tersiyle bir kenara itti. Gökhan Zan'a bir çift lafım olacak; hakem son düdüğü çalınca maç bitiyor Gökhan. O itirazlar neye, niye?Bu arada fotoğraf dikkatimi çekti. Top nerede, gözler nereye bakıyor.

TRABZO(R)SPOR

Zordur Trabzonspor'da futbolcu olmak, futbol adamı olmak.''Burada 21 yılda 23 teknik direktör eskitildi'' derken idam saatini bekleyen mahkum mağrurluğundaydı Hugo Broos. 24. isim olacağını bal gibi de biliyordu belli. Kale Arkası'ndan Coşkun ağabey de yazmıştı geçtiğimiz günlerde ''4 büyükler değil 3 büyükler'' deniliyor artık diye. Sebebi çok basit. Büyük takımlık, büyük vizyonla olur. Başarıya aç, sabırsız bir kesime söz dinletmek, bir şeyler izah edebilmek ve futbol izletmek zor hatta imkansız. Bitecekti bu izdivaç eninde sonunda zaten. Trabzonspor'un eski bir hocası vurdu tekmeyi Broos'un idam sehpasına. Ne gariptir ki bir başka eski hocanın adı geçiyor cesedi daha soğumadan. Aahh ahh... Eskiye rağbet olsaydı, Trabzon'a nur yağardı...

DEFOE'LU WIGAN

Bir Premier Lig maçında görmeye alışık olmadığımız değil, görmediğimiz bir skordu. Futbol bilginleri çıkıp ''fi tarihinde vardı böyle bir maç nasıl bilmezsin?'' diye ola ki beni yerse de boynum kıldan incedir, hatırlamıyorumdur, saygı duyarımdır, gerisi teferruattır. Hepsini geçelim nasıl olur da bir Premier Lig takımı 9 gol yer onu anlamak güç. Defoe gol atmadı resmen abarttı. 9. dakika açılan gol perdesi de Wigan'ın Londra semalarında dokuz doğurmasıyla sonuçlandı. Son olarak; kalecilerin gol yedikten sonraki bakışlarına bir dikkat edin. Çok masum ve çaresiz oluyorlar. Garibim Kirkland nasıl da içlenmiş öyle.

GLADIO


Sinema eleştirisi yazmıyorum o çok ayrı bir konu. Futbola zor yetişiyorum bir de sinemaya el atamam her ne kadar sinema okumuş olsam da. İyi bir Kurtlar Vadisi takipçisiyseniz, yakın tarihle yakından ilgileniyorsanız ve İskender Büyük hayranıysanız bu filme gidin derim. Galasına katılmak, oyuncularla buluşmak şahsım adına ayrı bir keyifti. Gidenler gitmeyenlere anlatmasın. Türkiye'nin yakın tarihine ışık tutması açısından kesinlikle görülesi bir film.

BIRAK BU İŞLERİ


''Çalım atmayı Serdar Özkan'dan öğrendim'' diyor Arda Turan. O zaman üzgünüm ama çalım atmayı bilmiyorsun Arda.

11 Kasım 2009 Çarşamba

ALLAH RAHMET EĞLESİN


Robert Enke.Barcelona ve Fenerbahçe'nin formalarını giydi bir dönem.Şanssız başlamıştı kalecilik kariyeri,nitekim Fenerbahçe macerası, Türk Futbol tarihinde bir yabancı oyuncunun bir klüpte ki en kısa kariyerinin oluşmasıyla devam etti.Son yıllarda ki çıkışı onu Almanya Milli Takımı kaleciliğine kadar yükseltmişti. Daha önce çocuğunu kaybetmiş, psikolojisi bozuktu. İntihar etmeden öncede psikolojik tedavi görüyordu. Arkasında 8 aylık, evlat edindiği bir çocuk ve karısını bıraktı.Almanya'yı da Türk insanlarınıda üzdü Enke.Allah Rahmet Eğlesin...

10 Kasım 2009 Salı

İLGİNÇ



O dönem transferin gözdesi olan Rıdvan'da Fenerbahçe'ye gelmeden önce başka bir klübe söz vermiş ...

FRİKİK SORUNU


Diyarbakırspor maçının 2. yarısında bir frikik kazandı Galatasaray. Topun başına duran topu coşturan isim yani Kewell'ın geçmesi bekleniyor elbette. Sadece bu maçtan bir hafta önce Sivas maçında duran toptan fileleri havalandırması bile topun başına geçmesi için yeterli bir sebep. Takımdaki sezon başı penaltı krizinin çözümleyicisi kaptan Arda giriyor devreye ve Kewell'a ''buyur ağabey'' diyor. Tabiki diyecek çünkü o Kewell, Galatasaray 2000 yılında Leeds United'ı Ali Sami Yen'de ağırladığı zaman Popescu-Bülent ve Capone'ye Sami Yen'in çimlerini yolduruyordu. O sırada Arda muhtemelen top toplayıcı olarak saha kenarında, Sabri de ''abi biletsiz girsem olmaz mı, valla altyapıda oynuyorum?'' diye polislere yalvarıyordu.


Vermedi topu Sabri. Aldı topu ellerine, arkasında sakladı ''benim topum'' der gibisinden. Basit bir mahalle maçına çevirdi bir Süper Lig maçını. Kewell'ın yüz ifadesi, Arda'nın ısrarı kâr etmedi elbette. Gol atmış ya eleman bir de frikik golüyle -hasbelkader- süsleyip iyi intiba bırakmak.Ciddi kuşkular içindeyim. Bu kuşkularım özellikle Galatasaray dergisinin kendisinden ''Bizim Çocuk'' diye bahsettikten sonra daha da arttı. 16. yılı olacakmış kendi deyimiyle Galatasaray'da. 1999-2009 yılı arasında 10 yıl olduğu basit matematik hesabını bile yapamayan birinden 7.12'yi tutturması elbette beklenemez.Kewell;büyüksün, adamsın. Sen varken, kaptanını bile takmayıp o topun başına geçenler utansın!İyi Orta Gol Olur'dan Fırat'ın ''Bir Golün Fotoromanı'' yazısını mutlaka okumalısınız.

HER ZAMAN KALBİMİZDESİN !..


9 Kasım 2009 Pazartesi

SEYRANTEPE BAŞLADI

Varyap & Uzunlar A.Ş. ihaleyi aldıktan sonra stadın inşaatına başladı.Hadi hayırlısı diyoruz. Yetkililere seslenecektim aman tarih vermeyin bitme süresiyle alakalı ama çoktan vermişler tarihi ; 29 Eylül 2010.Hadi hayırlısı :) Yeni resimleri yakında yayınlayacağım ...

BUYUR BURDAN YAK

Dün oynanan Hull City-Stoke City maçında bizi üzen bir olay yaşandı.Tuncay Şanlı,81. dakika da oyuna dahil olurken,Stoke City 87. dakikada 10 kişi kalınca oyundan alınan isim oldu.
Zamanında, ülkemizde ağırlayacağımız İngiltere,İspanya ve Almanya liginde top koşturan futbolcularımıza yapıldığını düşündüğümüz " Milli maçlar öncesi formda olmamaları için oynatılmıyorlar " iddaalarıyla yurt dışında oynayan oyuncularımızı korumuştuk.
( Emre,Nihat,Hamit,Halil vs ... )

Yakın zamanda İngiltere ile maçımız yok, demek ki İngilizlerinde böyle bir tasarrufu yok.Peki bu durumda ne oluyor ... Yoksa biz mi Tuncay'ı gözümüzde çok büyüttük. Bence böyle bir durumda söz konusu değil. Tuncay çok iyi bir futbolcu. Yoksa sezon başında niye Stoke City 5 milyon Sterlin versin.

8 Kasım 2009 Pazar

YOK BÖYLE MAÇ

Maçın 80. dakikası 4-2 marsilya üstünlüğüyle geçilirken, kim bilebilirdi ki 90 dakika sonunda maçın 5-5 biteceğini.Uzun yıllar göremeyeceğimiz cinsten bir maç.

ALİ ABİ'NİN KOPTUĞU AN



Pohahahahaha

7 Kasım 2009 Cumartesi

HAFTA SONU MAÇ YAYINLARI

6 Kasım Cuma
20:00 Bursaspor-Gençlerbirliği / Lig TV
21:30 Leverkusen-E.Frankfurt / TRT 3
21:45 Derby County-Coventry / Futbol Smart
14:45 Swansea-Cardiff / Futbol Smart
7 Kasım Cumartesi
16:30 Bayern Münih-Schalke / TRT 3
17:00 Manchester City-Burnley / Spormax
19:30 Wolverhampton-Arsenal / Spormax
20:00 Trabzonspor-Beşiktaş / Lig TV
20:00 PSG-Nice / Kanal A
21:00 Barcelona-Real Mallorca / NTV
21:45 Atalanta-Juventus / NTV Spor
22:00 Sochaux-Lens / Kanal A
22:30 Atletico PR-Goias / Spormax
23:00 Atletico Madrid-Real Madrid / NTV
8 Kasım Pazar
13:00 CSKA Moskova-Rubin Kazan / Spormax
13:30 Giresunspor-Altay / D Spor
14:45 Falkirk-Celtic / Euro Futbol
15:30 AZ Alkmaar-Feyenoord / Futbol Smart
16:00 Sivasspor-Kayserispor / Lig TV
16:00 Lazio-Milan / NTV Spor
16:30 Hannover 96-Hamburg / TRT 3
17:30 Twente-Ajax / Futbol Smart
18:00 Toulouse-Rennes / Kanal A
18:00 Chelsea-Manchester United / Spormax

20:00 Fluminense-Palmeiras / Spormax
20:00 Lille-Bordeaux / Kanal A
20:00 Diyarbakırspor-Galatasaray / Lig TV
21:45 Inter-Roma / NTV Spor
22:00 Lyon-Marseille / Kanal A
22:00 Sevilla-Villareal / NTV

DUA AÇILIMI

Twente-Sheriff maçı öncesi futbolcular seremoniye çıkarken Sheriffli 3 isim saha kenarında dualarını yapıyor. Balima ve Ruamba'yı önceden de biliyordum ama bu kez onlara Mamah da eklenmiş. FIFA sahaiçi duayı yasaklayınca onlar da böyle bir çözüm bulmuşlar. Bir zamanlar ''şapkasız çıkmam abi'' modaydı. Şimdi de ''duasız çıkmam abi'' moda anlaşılan.

AVRUPA'NIN KRALI


Kolay değil yüzyılın takımı olmak. Real Madrid'in efsane isimleri koreografilerde ölümsüzleşiyor Santiago Bernabeu'da. Di Stefano, Puskas en sağdaki de Raul olsa gerek.

KOYAMADIM KİMSELERİ YERİNE

TRT 2'de canlı röportajı var şu an. Tekirdağ'a gidince köfte, Maraş'a gidince dondurma, Adana'ya gidince nasıl akla kebap gelirse Bükreş'e gidince de Hagi'yle röportaj yapmak gelir.
Tekrarı da gün içinde yayınlanır mutlaka. Golleri ekrana geldikçe ben eskilere gittim. Yok be abi. Gelemedi kimse yerine. Geleni de istesek de koyamadık yerine. Öyle bir yer etti ki bu yüreklerde...
Aslında tam olarak antrenman da denemez. Gazete küpürlerinde görmeye alışkın olduğumuz ''bir grup taraftar'' türünden bir haber diyebiliriz tam olarak. İşte o grup dayanamamış -ki isimleri Hodri Meydan olur- Kocaelispor tesislerini basmış. Futbolcular da paraları ödenmeyince isyan edip antrenmana çıkmamış. Futbolcu antrenmana çıkmayınca taraftar da ''madem onlar çıkmıyor antrenmanı da biz yaparız anasını satiim'' demiş. Mış muş müş.
Bir zamanlar büyük takımların korkulu rüyası olan Kocaelispor'un düştüğü hale bakar mısınız? Ya şu topun peşinde koşturan kahverengi pantolonlu kösele ayakkabılı zat! Doğru düzgün ''Kocaelispor'' dediği bile tartışılır. Arkası dönük olanın topla alakası yok zaten kolbastı oynuyor heralde.
Yazık...Çok yazık...

BOŞNAK BÖREĞİ

Misimovic ve Dzeko'nun bu başlıkla bir alakası yok. Canım çekti birden gece gece. Sahi Beşiktaş'ın maçı vardı değil mi bu gece?

SEN KİM KAPTANLIK KİM

Beyimiz 2. kaptanlığı beğenmiyor, kabul etmiyor. Arda, Sivasspor maçında oyundan çıkarken kaptanlık pazubandını kendisine takmak istemiş de, eleman elinin tersiyle itmiş. O pazubanda bu kadar yaklaşman bile mucize. Kolunda olduğunu zaten rüyanda bile göremezsin Sarbi.

PATLAMAYA HAZIR


Ziya Doğan: Ben sahanın kenarına geldiğimde hakeme "Süleyman hocam, Süleyman hocam" diyorum, inanın suçluluk piskolojisiyle gözünü kaçırıyor. Eğer gerçekten haklı olsa, iyi maç yönettiğini düşünse, döner "Hoca ne oluyorsun" der. Maç bitti orta yuvarlakta bekliyorum, dördüncü hakem de yanımızda, "Hocam lütfen gözüme bak" diyorum bakamıyor, yemin ederim bakamıyor. Ben futbol adamıyım itiraz edebilirim, ben hocayla konuşabilirim. Şeref tribününden yöneticilerimiz sahaya indi, bu çok doğru bir karar değil. Ben onları çıkartmak için uğraştım ama insanoğlu bu, üst üste gelince bazı şüphelere düşüyor. Maç sonrası sinirliydim, içeri girdim. Siyasi tezahürat duymadım ama menajerim buna benzer bir slogan atıldığını söyledi. Ama ben orada değildim. Ben de bu hafta içerisinde bir basın toplantısı yapacağım. Lobisi olan bu ülkede etkili oluyor. Hakemler etkilenmiyor diyemezsiniz, yıllardır futbol oynuyoruz. İnanılmaz etkileniyor, bunu saklamak gerçekçilik değildir. Bizim şu anda yepyeni bir yönetim kurulumuz var, çok tecrübeli değiller, kendi haklarını doğru dürüst savunamıyorlar bu sefer de haksızlık üste üste gelince sinirleri geriliyor. Maçları 90 dakika incelerseniz 6 tane maç, ilk dört hafta sıkıntı yoktu, Diyarbakır nasıl olsa düşer dediler. Sonra Diyarbakırspor'un potanın üstüne çıkacağını hissettiler ve kesinlikle engelliyorlar. Ben bunu çok açık net söylüyorum.

Bu konuda ne kadar haklı yada haksız bilmesem de , Ayman'ı savunma artık hocam, bugün sarı kartı yanlış görmüşse şu ana kadar 50 tane kırmızısı es geçildi.

NE MAÇ AMA

Fransa 2. ligi genelde az gollü geçer. Hatta çoğu maç alt biter. Ama bu gece öyle bir maç oynandı ki akıllara zarar. Dijon-Chateauroux'u ağırladı kendi sahasında. Hatta 3. dakikada Ribas'la da 1-0 öne geçti. Sonrasında Chateauroux koydu ağırlığını maça. 15 dakikada bulduğu 3 golle ilk yarıyı da 1-3 önde tamamladı konuk ekip. İkinci yarıda Nsame ile de farkı 3'e çıkardılar hatta(1-4). Ama Dijonlu futbolcuların zoruna gitmiş olacak ki Ribas olaya el koydu ve farkı ikiye indirdi. Sonrasında Dijon'un golleri yağmur gibi gelmeye başladı. Son dakikaya 4-4 berabere girilirken ilk golü atan Ribas 90'da son sözü söyledi ve Dijon karşılaşmadan 5-4 galip ayrıldı.
Ne diyelim. Bu maçı izleyememek büyük şanssızlık.

NE DİYELİM ŞİMDİ SANA ...

Rengin, fikrin, zikrin ne olursa olsun, kameraların önündeysen ve yakanda mikrofon denen o zımbırtı varsa bırak içinde kalsın. O şahısların neler dediğini buraya koyma gereği duymadım. Bilen biliyordur artık zaten. İyi veya kötü, reklamlarını yapmak istemiyorum. Tabi hoş değil ve tasvip etmediğimiz bir tutum şekli. Bunu kınayanlar da rakip takımlara mutlaka küfür ediyorlardır, kimse de sütten çıkmış ak kaşık değil.
Amaaaa...
İşte burada koca bir ''ama'' var. Bu şahıslardan birine gazete, diğerine televizyon ekranını emanet edersen ''banttan'' bile olsa gün gelir sanal alemde seni batırırlar.
Ercan Saatçi ''cinsellikten bahsetmeyelim, Galatasaray konusuna hiç girmeyelim'' diyor. Demek ki Galatasaray mevzu bahis olunca küfür etmeden kendini tutamıyor.
Metin Özülkü ''bayanlar da izliyor, küfür etmeyelim'' diyor sonrasında. Koca bir camianın tepkisinden değil de bayanların tepkisinden çekiniyor.
Bu nasıl bir zihniyet, kimlerin arasındayız ve kimlerle iş yapıyoruz.
Küfür etsen o bile hafif kalır!

Arama