HER ZAMAN GÖZDEN KAÇAN BİRŞEYLER VARDIR ...

28 Kasım 2009 Cumartesi

EL CLASSICO !..

Polisin sonucunu tayin ettiği maçtan rakip taraftarın alkışladığı futbolcuya unutulmaz El Clasico maçları.
10. Messi Real’e karşı10 Mart 2007. Real Madrid istim üstünde. Puan farkını iyice kapatırken her maç daha iyi oynuyorlar. Barcelona ise düşüşte. Böyle bir ortamda Nou Camp’talar. Real daha iyi başlıyor ve 4. dakikada Van Nistelrooy öne geçiriyor konuk takımı. 10’da genç Messi çıkıyor sahneye: 1-1. 12’de Van Nistelrooy penaltıdan yine öne geçiriyor Real’i Messi yanıt vermekten yorulmuyor. 27’de durum yine eşitleniyor: 2-2. 72’de Ramos, Real Madrid’e üstünlüğü getiriyor. Ama artık bir dünya yıldızı olduğunu kanıtlayan Messi’den 88’de 3-3’ü sağlayan gol geliyor. Belki hayal kırıklığı yaşıyor Barcelona. Ama sonuçta Messi dünya futboluna adını yazdıracağını gösteriyor.








9. Ronaldinho’ya Real alkışı2005-2006 sezonunda Frank Rijkaard yönetiminde gümbür gümbür ilerliyor Barcelona. Ligin ilk yarısında 19 Kasım 2005’te Bernabeu’da oynanıyor El Clasico. 14. dakikada Eto’o ile başlıyor Barça şov. Sonrasında Ronaldinho alıyor sazı eline. 2 gol atmakla kalmıyor Brezilyalı. Real Madrid taraftarları, kendi takımlarına mendil sallarken Ronaldinho’yu ayakta alkışlıyor. Santiago Bernabeu Stadı’nda bir ilk yaşanıyor. 3-0’lık galibiyet belki de Avrupa şampiyonluğunun habercisi.
8. Puskas’ı tutana aşkolsunReal Madrid’in muhteşem kadrosunun ligi domine ettiği dönem. Tarih 27 Ocak 1963. Barcelona’da tam bir gösteri sunuyor Real. Gösterinin kahramanı göbeğiyle ünlü Ferenc Puskas. Macar futbolcu belki ilk bakışta futbolcuya benzemiyor ama eşsiz stili ve zekasıyla rakiplerin korkulu rüyası. 3 gol gönderiyor o büyülü akşamda rakip kaleye. İspanya’ya ilk geldiğinde hem Barça hem de Real’le sözleşme imzalayan Di Stefano’nun bir sezon Barça’da, diğer sezon Real’de oynamasına karar vermişti Federasyon. Barcelona hakkunı devredince Di Stefano gerçek bir Real Madrid efsanesi haline geldi. İşte o maçta da 1 gol gönderdi Barcelona kalesine. Diğer gol Gento’dan. Barcelona arada Re ile beraberliği sağlıyor ama 5-1’lik ağır yenilgiden kurtulamıyor. Sezon sonunda şampiyonluk Real’e gidiyor. Barça ise 6. olabiliyor.








7. 5’in intikamı 5’le alınırJohan Cruyff yönetimindeki Barcelona’nın üst üste gelen şampiyonlukları Real Madrid’i bıktırmıştı. İşin Real açısından trajik yanı 4 şampiyonluğun ikisinde son hafta Tenerife’ye kaybederek en büyük olmayı kaçırmalarıydı. İşte o Tenerife’nin başındaki adam olan, eski futbolcuları, Jorge Valdano’yu getirdiler. Valdano ile iyi bir çıkış yakalayan Real Madrid, 7 Ocak 1995’te Barcelona’yı ağırlıyordu. 1 sezon önce rakibinden 5 yiyen Real için rövanş zamanıydı. Şilili Ivan Zamorano, unutulmaz bir ilk yarı çıkardı. 5, 21 ve 39’da gelen gollerle ilk yarıda durum 3-0 oldu. İronik bir durum olsa gerek sonraları bir Barça ikonu haline gelecek olan Luis Enrique 68’de 4’ü buldu. 5 numaralı golse 70’te Amavisca’dan geldi. Valdano ve öğrencileri, şampiyonluğun haberini önceden vermişlerdi.







6. Real’in galibiyet serisine sonReal Madrid’in Avrupa’da fırtına gibi estiği günler. Art arda 5 Avrupa şampiyonluğu, Beyaz Şimşekler’i ziveye taşımış. 9 Kasım 1960’ta Madrid’de Şampiyon Kulüpler Kupası’nda ikinci tur ilk maçı. Bir El Clasico. Barcelona’nın endişelenmesi için her şey mevcut. O güne kadar bu kupada evinde oynadığı 15 maçı da kazanmış Real Madrid. Bu maçlarda 66 gol atıp sadece 8 gol yemişler. Real’in tek handikabı Uruguaylı savunmacısı Santamaria’nın sakatlığı. Daha 2. dakikada Mateos’un golüyle öne geçiyor Real. Aynı hikaye yazılıyor sanki. Ama Suarez’in frikiği eşitliyor durumu. 30’da Gento yeniden öne geçiriyor Real’i. Bitime 3 dakika kala Evaristo, Macar Kocsis’i kaçırıyor. Yıllar sonra intihar ederek yaşamına son verecek olan Kocsis kendisini yerde buluyor. Yan hakemin bayrağı kalkıyor. Orta hakem İngiliz Arthur Ellis, bu bayrağı faul olarak yorumluyor ve penaltı noktasını gösteriyor. Suarez’in penaltı golüyle maç 2-2 bitiyor. Barça, Real’in serisini kırıyor. Rövanşı da Katalanlar 2-1 kazanıp, turu geçen taraf oluyor.




4. 10 gole bedel ziyaretGeneral Franco’nun adına düzenlenen kupanın yarı finalinde eşleşmişti Real Madrid ve Barcelona. Barça’nın o zamanki stadı Les Corts’ta 3-0 kazanmıştı Katalanlar. 13 Haziran 1943’te Madrid’de bu farkı kapatabilecek miydi Real? İlk yarı bittiğinde skor 1-1’di ve pek de umutlu değildi Real Madrid taraftarları. Barcelona soyunma odasında sevinçli bir telaş vardı ikinci yarı öncesinde. O sırada kapı açıldı. İçeri Devlet Güvenlik Teşkilatı’nın başındaki adam girdi. “Birçoğunuzun İç Savaş’taki suçlarını futbolcu olduğunuz için sildik. Sakın bunları yeniden ortaya çıkarmamıza izin vermeyin” dedi sert bir ses tonuyla. Barcelonalı futbolcular, soğuk duşun ardından sahaya çıktılar. Real Madrid beklenenin üzerinde bir performans ortaya koymaya başladı. Barcelona ise oyundan düşmüştü. Maç bittiğinde tabela 11-1’i gösteriyordu. Bir ziyaret 10 gole bedeldi!
















3. 19 yıllık çile bitiyor23 Nisan ülkemizde, Kuzey Kıbrıs’ta ve yurt dışı temsilciliklerimizde heyecanla kutlanıyor. 2002 yılında bu günü kutlayanlar arasında Real Madridliler de vardı. Şampiyonlar Ligi yarı final ilk maçında Barcelona deplasmanına gidiyordu eflatun-beyazlılar. 19 yıldır kazanamadıkları Nou Camp’tan avantajlı dönmek istiyorlardı. Barcelona’da Rivaldo’nun sakatlığı en büyük kayıptı. Del Bosque yönetimindeki Real Madrid 55’te öne geçti. Raul, savunmayı üzerine çekti. Zidane boş kaldı böylece. Maestro şık bir vuruşla Bonano’yu avladı. Barcelona’nın “Allah Allah” nidalarıyla saldırdığı uzatma dakikalarında McManaman farkı ikiye çıkaran golü attı. 2-0 kazanan Real Madrid hem çileyi bitirdi hem de Zidane’ın muhteşem golüyle kazanacağı finalin yolunu açtı.

2. General Franco’yu yatağa düşüren maçİspanya’yı yıllarca demir yumrukla yönetti General Franco. 17 Şubat 1974’e gelindiğinde Franco yaşlanmış iyice. Total Futbol’un mucitleri Rinus Michels ile Johan Cruyff’un ortaklığıyla ortalığı darmaduman eden Barcelona, Santiago Bernabeu’ya çıkıyordu. Real Madrid için iyi bir sezon değildi belki ama başlarına geleceklerden habersizdiler. 30. dakikada Asensi, Barça’yı öne geçirdi. 39’da sahneye Cruyff çıktı. Hollandalı uzun yıllar unutulmayacak bir gol attı. İkinci yarıda yine Asensi, Perez ve Perulu Sotil. Real Madrid’e kendi evinde 5 gol. General, o günlerde maçın etkisinden mi bilinmez iyice hastalandı. Krallığı Juan Carlos’a bırakıp kenara çekildi ve 1 yıl sonra öldü.
1. Yabancı maddede çığır açıldı: Domuz kafasıLuis Figo’nun 2000 yılında Real Madrid’e geçişi ortalığı ayağa kaldırmıştı. Portekizli futbolcu, Katalonya dolaylarında Hazreti İsa’yı yanağından öperek Romalılar’a ihbar eden havari Yahuda ile eşdeğerde görülüyordu. Aradan geçen yıllar bile bu nefreti bitirmedi. 23 Kasım 2002’de Real Madrid, El Clasico için Nou Camp çimlerine çıkarken bir Barcelona taraftarı, Figo’ya kendince mesaj dolu bir hediye gönderiyordu: Bir domuz kafası. Portekizli’ye bir de viski şişesi yollandı tribünlerden. Ne de olsa eski kahramanlarıydı Figo. Peki bu anlarla ölümsüzleşen maç ne oldu? İnanın sahada neler olup bittiğini kimse hatırlamıyor. 0-0’lık skor her şeyi anlatıyor zaten.

TİMSAH GRİBİ


Bursa deplasmanları her zaman zordur. İlk 6 hafta fırtına gibi esen, gol rekoru kıracağı söylenen Galatasaray önce boşa aldı, şimdi de rölantide gidiyor. Sağ beki orta bile yapamazken, rakibin sağ açığından sol ayak patentli bir gol yeniyorsa ciddi ciddi düşünmek gerekir. Hakan Balta'nın formsuzluğu gün gibi aşikar. Gol de oradan geldi zaten. 90 dakika boyunca tek bir ciddi gol pozisyonu yok. Baros'un sakatlanması, Keita'nın 4 maçlık cezası derken başaşağı gidiş kendisini zamana yayarak bir şekilde gösterdi. Rijkaard ya Neeskens'ten daha iyi bilmiyorum futbolu. Onların elbet bir bildikleri vardır. Ancak bu formsuzlukta Hakan Balta ile 2 metre yanına pas veremeyen Gökhan Zan'a sabredilmemesi ve değişik isimlerin denenmesinde fayda var.Gol atanın kazanacağı bir maçtı. Bursa attı kazandı, Galatasaray atamadı, savunamadı kaybetti. Kazanana tebrikler, kaybedene geçmişler olsun.

BALTA

Koy bunu Galatasaray'ın soluna,defansta da ofansta da daha iyi keser...

NEESKENS ?


Rijkaard'ın ani gidişi sonrası Neeskens çıkacak takımın başında Bursaspor maçına. Telsiz telefon showlar görmeyeceğiz maç esnasında muhtemelen. Zaten Rijkaard ne demek istiyorsa, Neeskens'e belirtip öyle tutmuştur memleketinin yolunu. Yani bir nevi Neeskens insiyatifi izleyeceğiz bu akşam Bursa'da. Hep eleştirilen bir konu olmuştu sezon başından beri ''neden Rijkaard hep kulübede oturuyor da Neeskens hep ayakta, elinde kara kaplı bir defterle oradan oraya koşturuyor?'' sorusu. Yılların futbol dehaları, Hollanda futbolunu geliştiren insanların buna da verecek cevapları vardır muhakkak. ''Galatasaray'ın 2 teknik direktörü var, ben ve Neeskens. O yüzden çok şanslı.'' diyordu Frank Rijkaard. Bakalım 2. teknik direktör ne yapacak bu akşam Bursa deplasmanında?

BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN


TELLO'NUN AYAĞI

Takımlar sahaya çıkmış, seremoni, para atışı vs. her şey yapılmış ve artık 4. hakemden işaret bekleniyor. Santrada Bobo ve Tello. Tello'nun ayağı topun üstünde ve maçın başlama vuruşunu O yapıyor. 90+5 dakikanın sonunda Manchester United'ı bitiren isim de yine Tello oluyor.

SADECE 1 SANİYE


United karşısında zafere imza atan Beşiktaş'ta Tello'nun kaydettiği bu gol, sadece bir saniye daha geç olsaydı 19.03'e denk gelecekti. Olsun Tello gol sevincine 19.03'den itibaren başladı. Kutluyoruz Beşiktaş'ı. As takım, yedek takım fark etmez, Manchester United Manchester United'tır. Umarız Beşiktaş CSKA karşısında da istediği sonucu alır ve yoluna Avrupa Liginden devam eder.

Arama